Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği, son günlerde Batman Barajı’ndan bırakılan yüksek debili suyun yol açtığı yıkımın ardından sert bir açıklama yaptı. Dernek Başkanı Hasan Argunağa, mevcut yatırımların iklim krizini göz ardı eden eski verilerle planlandığını belirterek, “Bugün parkları yok eden kontrollü su bırakımı, yarın yaşanabilecek daha büyük bir krizin sadece fragmanıdır” uyarısında bulundu.
20 Şubat 2026 itibarıyla Batman, iklim değişikliğinin somut etkileriyle karşı karşıya. Batman Çevre Gönüllüleri Derneği, İstiklal Parkı ve devamındaki alanlarda yaşanan tahribatın bir “tesadüf” değil, doğa gerçeklerine karşı direnen yanlış planlama anlayışının bir sonucu olduğunu duyurdu.
Dernek tarafından yapılan açıklamada, barajdan bırakılan suların kamu yatırımlarına ciddi zarar verdiği vurgulandı. Meseleyi sadece “geçici bir taşkın” olarak görmenin büyük bir hata olacağını belirten Hasan Argunağa; iklim krizi, yanlış yer seçimi ve doğanın kendi yatağını geri alma eğiliminin birleşerek büyük bir risk tablosu oluşturduğuna dikkat çekti.
Havza genelinde yürütülen rekreasyon alanları, sosyal tesisler ve imar projelerinin en büyük sorunu olarak “geçmiş iklim verileri” gösterildi. Argunağa, artık gerçeklerin değiştiğini şu maddelerle özetledi: Ani ve aşırı yağışlar artık “istisna” değil, bir kural haline geldi. Barajlardan acil su boşaltma sıklığı artıyor. Nehir yatakları, eski hesapların çok üzerinde taşkın debilerine ulaşıyor ve daha agresif hareket ediyor.
Açıklamada, yakın zamanda dikilen 3 bin fidanın sökülerek alanın ranta açılma çabaları, doğaya bakış açısındaki çarpıklığın en somut örneği olarak nitelendirildi. Batman Çayı’nın yüzlerce kuş ve balık türüne ev sahipliği yapan hassas bir ekosistem olduğu hatırlatılarak, havzada yapılacak her plansız müdahalenin ekolojik bir darbe olduğu belirtildi.
Batman’ın geleceğini korumak adına yetkililere sunulan acil eylem planı ise şu başlıkları kapsıyor:
Hasan Argunağa, baraj kapak arızası veya sabotaj gibi durumlarda Malabadi’den Dicle birleşimine kadar olan havzada yıkıcı sellerin, can kayıplarının ve binlerce hektarlık tarım alanı kaybının yaşanabileceğini ifade ederek; bilimsel ve şeffaf bir yönetim anlayışının hızla benimsenmesi gerektiğini vurguladı.