Küresel siyasetin sıklıkla krizlerle sarsıldığı günümüzde, Alplerin kalbindeki İsviçre, “doğrudan demokrasi” modeliyle bir istikrar adası olmaya devam ediyor. 2026 yılı itibarıyla, dijital oylama sistemlerinin entegrasyonuyla daha da hızlanan bu sistem, sadece bir yönetim biçimi değil; İsviçre halkı için bir yaşam felsefesi haline gelmiş durumda. Peki, bu küçük dağ ülkesi nasıl oldu da halkın her konuda son sözü söylediği devasa bir “siyasi laboratuvara” dönüştü?
İsviçre’nin demokrasi yolculuğu, sanılanın aksine kağıt üzerinde değil, vadiler arasında kurulan bir yeminle başladı. Federal Pakt (1291): İsviçre Konfederasyonu’nun temeli, üç kantonun (Uri, Schwyz ve Unterwalden) dış tehditlere karşı birleşme kararı almasıyla atıldı. Bu, “kendi kaderini tayin etme” ruhunun ilk kıvılcımıydı. 1848 Anayasası: Modern İsviçre’nin doğum yılı olarak kabul edilir. İç savaşın ardından kabul edilen bu anayasa ile İsviçre, gevşek bir konfederasyondan merkezi yetkileri olan ama kantonların özerkliğini koruyan bir federal devlete dönüştü. Samimi bir dost tavsiyesiyle not düşelim: İsviçre demokrasisi her zaman “kusursuz” değildi. Kadınların federal düzeyde oy kullanma hakkını ancak 1971 yılında elde etmiş olması, sistemin bazen ne kadar ağır ama temkinli ilerlediğinin en çarpıcı kanıtıdır.
İsviçre modelini dünyadaki diğer temsili demokrasilerden ayıran temel fark, halkın sadece “seçen” değil, aynı zamanda “karar veren” olmasıdır. Halk Girişimi (Initiative): Eğer 100 bin vatandaş imza toplarsa, anayasada değişiklik yapılmasını teklif edebilir. Bu, halkın meclisi beklemeden kendi yasasını yapabilmesi anlamına gelir. Referandum: Parlamento bir yasa çıkardığında, 50 bin vatandaş itiraz ederse bu yasa halk oylamasına gider. Halk “hayır” derse, meclisin kararı çöpe atılır. Federalizm: İsviçre’de güç Bern’de değil, kantonlarda ve belediyelerdedir. Eğitimden vergiye kadar pek çok konu yerel düzeyde, yani halkın en yakın olduğu birimde çözülür.
Günümüzde İsviçre, “E-Voting” (Elektronik Oylama) sistemlerini güvenlik protokolleriyle en üst seviyeye taşıdı. Artık vatandaşlar, sadece posta yoluyla değil, akıllı cihazları üzerinden de ülkenin geleceğine yön verebiliyor. Bu durum, özellikle genç neslin oylamalara katılım oranını rekor seviyelere çıkardı.