Almanya’nın Avrupa Birliği serüveni

Almanya’nın Avrupa bütünleşmesindeki rolü, yalnızca bir ekonomik ortaklık değil, aynı zamanda bir “egemenlik ve güven” arayışı olarak başladı. 1950’li yıllarda Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun (AKÇT) kurucu üyesi olan Batı Almanya, bu süreçle hem uluslararası itibarını geri kazandı hem de Fransa ile olan tarihsel düşmanlığını “ebedi müttefikliğe” dönüştürdü.

Almanya’nın Avrupa Birliği serüveni
Yayınlama: 10.02.2026
Düzenleme: 09.02.2026 16:54
5
A+
A-

“GÖNÜLSÜZ İMPARATORLUK”TAN MERKEZE

Soğuk Savaş sonrası yeniden birleşen Almanya, AB’nin en büyük demografik ve ekonomik gücü haline geldi. Uzun yıllar boyunca askeri konularda çekimser bir tutum sergileyen Berlin, 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte “Zeitenwende” (Dönüm Noktası) ilan ederek bu pasifist çizgiyi kırdı. 2026 bütçesinde Ukrayna’ya ayrılan askeri yardımın 11,5 milyar Euro’ya çıkarılması, Almanya’nın artık kıta güvenliğinde sadece finansör değil, stratejik bir aktör olduğunu da tescilledi.

EKONOMİK HEGEMONYA VE 2026 VERİMLİLİK PARADİGMASI

Almanya, 2024 verilerine göre 4,3 trilyon Euro’yu aşan GSYİH’si ile AB’nin açık ara en büyük ekonomisi konumunda. Ancak son yıllarda yaşanan ekonomik durgunluk, Berlin’i AB politikalarında “birlik” yerine “etkinlik” kavramını ön plana çıkarmaya itti. E5 Grubu ve Weimar Plus: Almanya, kararların yavaşladığı 27 üyeli yapı yerine Fransa, İngiltere, Polonya ve İtalya’nın dahil olduğu daha dar kapsamlı (E5) karar mekanizmalarını zorluyor. Küresel Rekabet: ABD ve Çin ile olan teknolojik yarışta geri kalmamak adına, 2026 yılı itibarıyla yeşil dönüşüm ve yeni teknolojilerde AB bütçesinin daha verimli kullanılması için baskı kuruyor.

KARŞILAŞILAN KRİTİK ZORLUKLAR

Almanya’nın AB liderliği, iç siyasetteki dalgalanmalar ve dışsal baskılarla test ediliyor: AfD gibi partilerin göç karşıtı söylemleri, Berlin’in AB genelindeki serbest dolaşım ve entegrasyon politikalarını savunmasını zorlaştırıyor. AB’nin dış sınırlarının korunması ve mülteci paylaşımı konusunda üye ülkeler arasında yaşanan derin görüş ayrılıkları, Almanya’nın “uzlaşmacı liderlik” kapasitesini sınırlıyor.  NATO’nun %2’lik savunma harcaması hedefine ulaşma çabası, bütçe disiplini ile güvenlik ihtiyaçları arasında bir gerilim yaratmaya devam ediyor.

GELECEK PROJEKSİYONU: STRATEJİK ÖZERKLİK

2026 yılına gelindiğinde Almanya, AB’nin “stratejik özerkliğini” savunurken aynı zamanda transatlantik bağları da muhafaza etmeye çalışıyor. Ancak bu yeni dönemde Berlin, kararlarını artık sadece Fransa ile uzlaşarak değil, Polonya ve diğer bölgesel güçlerle kurduğu yeni denklemler üzerinden şekillendiriyor.

Anında Haber, Hızlı Bilgi!
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.