Orta Avrupa’nın ekonomik ve kültürel devi Almanya, her yıl milyonlarca turisti ağırlamaya devam ediyor. Gotik mimarinin zirvesi katedrallerden İkinci Dünya Savaşı’nın izlerini taşıyan başkent Berlin’e, Bavyera’nın masalsı şatolarından Kara Ormanlar’ın yeşil dokusuna kadar ülkenin turizm haritası çıkarıldı. İşte Almanya seyahatinde görülmesi gereken stratejik noktalar.
Zengin tarihi, disiplinli şehir yapısı ve korunmuş doğal güzellikleriyle Almanya, dünya turizminde cazibe merkezi olma özelliğini koruyor. Federal yapısı gereği her eyaletinde farklı bir kültürel doku sunan ülke, hem tarih meraklılarına hem de doğa tutkunlarına hitap eden geniş bir gezi yelpazesine sahip. Turizm otoriteleri ve seyahat acentelerinin verileri ışığında, Almanya’da mutlaka görülmesi gereken destinasyonlar şu başlıklar altında sıralanıyor:
Almanya denince akla gelen ilk durak olan Berlin, soğuk savaş döneminin izlerini modern sanatla harmanlıyor. Şehrin sembolü olan Brandenburg Kapısı (Brandenburger Tor), 18. yüzyıldan kalma ihtişamıyla turistlerin buluşma noktası konumunda.
Ülkenin güneyinde yer alan Bavyera eyaleti, Alplerin eteğindeki konumuyla doğa turizminin başkenti sayılıyor. Bölgenin en çarpıcı yapısı ise Füssen kasabası yakınlarındaki Neuschwanstein Şatosu. Walt Disney’in logosundaki şatoya ilham kaynağı olduğu belirtilen bu yapı, 19. yüzyıl Romantizm akımının mimari şaheseri olarak yılda 1.5 milyondan fazla ziyaretçi çekiyor.
Ren Nehri kıyısına kurulan Köln, ülkenin dördüncü büyük şehri olmasının yanı sıra inanç turizminin de merkezlerinden biri. Şehrin silüetine hakim olan Köln Katedrali, 157 metrelik kuleleri ve Gotik mimarisiyle dikkat çekiyor. Yapımı 600 yıldan fazla süren katedralin, Almanya’nın en çok ziyaret edilen yapısı olduğu kaydediliyor. Ayrıca şehirdeki Çikolata Müzesi, gastronomi meraklıları için önemli bir durak.
Bavyera’nın başkenti Münih, sadece dünyaca ünlü Oktoberfest ile değil, tarihi meydanları ve teknoloji müzeleriyle de ön plana çıkıyor. Şehrin kalbi sayılan Marienplatz, Yeni Belediye Binası’nın (Neues Rathaus) görkemli saatiyle turistlerin ilgi odağı. Otomobil tutkunları için ise BMW Müzesi ve Olimpiyat Parkı, modern Almanya’nın yüzünü temsil ediyor.
Neckar Nehri kıyısında yer alan ve “Almanya’nın en romantik şehri” olarak nitelendirilen Heidelberg, II. Dünya Savaşı’ndan hasar almadan kurtulan nadir şehirlerden biri. Şehre tepeden bakan Heidelberg Kalesi ve Almanya’nın en eski üniversitesine ev sahipliği yapması, kenti entelektüel ve tarihi bir çekim merkezi haline getiriyor. Eski Köprü (Alte Brücke) üzerinde yürüyüş yapmak, turistlerin vazgeçilmez aktiviteleri arasında yer alıyor.
Almanya’nın kuzeyindeki liman kenti Hamburg, denizcilik tarihi ve kanallarıyla “Kuzeyin Venedik’i” olarak anılıyor. UNESCO listesindeki Speicherstadt (Depolar Bölgesi), kırmızı tuğlalı mimarisiyle gotik bir atmosfer sunuyor. Şehrin yeni simgesi olan Elbphilharmonie konser binası ise modern mimarinin en cüretkar örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Baden-Württemberg eyaletinde bulunan Kara Ormanlar bölgesi, doğa yürüyüşü, trekking ve kaplıca turizmi için ideal bir rota sunuyor. Ünlü guguklu saatlerin anavatanı olan bölge, sık orman dokusu, şelaleleri (özellikle Triberg Şelaleleri) ve pitoresk köyleriyle biliniyor. Bölgedeki Baden-Baden kasabası ise lüks termal tesisleriyle sağlık turizminde Avrupa’nın önde gelen merkezleri arasında gösteriliyor.
Ulaşım ve Vize Notu Almanya seyahati planlayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Schengen vizesine tabi olduğu hatırlatılırken, ülke içindeki ulaşımda dünyanın en gelişmiş demiryolu ağlarından biri olan Deutsche Bahn’ın (Alman Demiryolları) yaygın ve konforlu bir seçenek sunduğu belirtiliyor.