İsviçre Konfederasyonu’nun ekonomik, kültürel ve finansal başkenti kabul edilen Zürih, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla ülkenin en büyük ve en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip kenti olma unvanını koruyor. İsviçre Federal İstatistik Ofisi (BFS) ve Birleşmiş Milletler şehir verilerine dayanan veriler, Zürih’in sadece bir bankacılık merkezi değil, aynı zamanda Avrupa’nın en kozmopolit yapılarından birine sahip olduğunu teyit ediyor.
2026 yılı verilerine göre Zürih belediye sınırları içerisindeki nüfus 455 bin barajını aşarken, kentin çevresiyle oluşturduğu metropoliten alanın toplam nüfusu 2,1 milyona ulaştı. Kentin nüfus yapısındaki en dikkat çekici özellik, yerleşik halkın yaklaşık yüzde 34’ünün yabancı ülke pasaportuna sahip olmasıdır. Bu oran, Zürih’i Avrupa’nın en yüksek yabancı oranlı şehirlerinden biri haline getiriyor. Nüfusun etnik dağılımında Almanlar yüzde 8 ile en büyük azınlık grubunu oluştururken, onları İtalyanlar, Portekizliler ve İspanyollar takip ediyor. Şehirde 170’den fazla farklı milliyetten insan bir arada yaşarken, eğitim seviyesinin yüksekliği ve nitelikli iş gücü göçü, Zürih’in demografik kalitesini belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Genç nüfusun teknoloji ve finans sektörlerindeki istihdamı, şehrin ortalama yaşını dengede tutarken, çok dilli yapısı kentin küresel rekabet gücünü artırıyor.
İsviçre genelinde yaşayan yaklaşık 135 bin Türk vatandaşının önemli bir bölümü Almanca konuşulan kantonlarda kümelenmiş durumdadır. 2026 yılı güncel istatistiklerine göre, sadece Zürih kenti sınırları içerisinde yaşayan Türk nüfusunun 14 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Ancak Zürih kantonu genelinde bu sayı 25 binin üzerine çıkmaktadır. Türk toplumu, Zürih’te özellikle hizmet, gastronomi ve ticaret sektörlerinde köklü bir geçmişe sahip olmakla birlikte, son on yılda yüksek lisans ve doktora programları ile şehre gelen akademik ve profesyonel Türk iş gücünde belirgin bir artış gözleniyor. Türk vatandaşları ağırlıklı olarak kentin dış çeperindeki daha uygun fiyatlı yerleşim bölgeleri ile sanayi bölgelerine yakın semtlerde yoğunlaşırken, yeni nesil Türkler kentin teknoloji üslerinde ve finans merkezlerinde (Paradeplatz civarı) aktif rol oynamaktadır.
Bern resmi başkent olmasına rağmen Zürih, İsviçre’nin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık yüzde 20’sini tek başına üretmektedir. Dünyanın en büyük altın ticaret merkezlerinden biri olan şehir, aynı zamanda UBS ve Credit Suisse (UBS bünyesinde) gibi dev bankaların genel merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır. 2026 yılı itibarıyla dijital finans ve kripto varlıklar konusunda “Crypto Valley” ile olan entegrasyonu, Zürih’in finansal egemenliğini sürdürmesini sağlamaktadır. Şehirde bulunan ETH Zürih gibi prestijli üniversiteler, kenti aynı zamanda bir inovasyon merkezi haline getirmekte ve Google gibi teknoloji devlerinin Avrupa’daki en büyük mühendislik ofislerini burada tutmasına zemin hazırlamaktadır. Hayat kalitesi endekslerinde dünya çapında ilk üçte yer alan Zürih, yüksek yaşam maliyetlerine rağmen güvenli yapısı ve sunduğu ekonomik fırsatlarla küresel çekim merkezi olma özelliğini sürdürmektedir.
Zürih, 2026 yılında da İsviçre’nin dünyaya açılan kapısı olmaya devam ediyor. Şehirdeki yabancı nüfusun yüksekliği, kentin krizlere karşı direncini artıran bir esneklik sağlıyor. Türk toplumu ise bu yapının içinde esnaflıktan teknoloji girişimciliğine kadar geniş bir yelpazede yer alarak kentin ekonomik mozaiğinin ayrılmaz bir parçası konumunda.