Almanya’da 1960’lı yıllarda fabrikaların bodrum katlarında başlayan “mescit” kültürü, bugün modern mimariyle inşa edilmiş külliyelere dönüştü. Yaklaşık 3 bin cami ve mescidin bulunduğu ülkede, Müslüman nüfusun en yoğun olduğu Berlin, Köln ve Hamburg, inanç turizmi ve dini hizmetler açısından da lokomotif görevi görüyor.
Almanya’nın başkenti Berlin, sadece siyasetin değil, İslami yaşamın da kalbi konumunda. Şehir genelinde 100’den fazla cami ve mescit bulunuyor.
Şehitlik Camii: Berlin’in en bilinen yapılarından biri olan ve klasik Osmanlı mimarisiyle inşa edilen bu cami, her yıl binlerce turisti ağırlıyor.
Neukölln ve Kreuzberg: Bu bölgeler, adım başı rastlanabilen küçük ve orta ölçekli mescitlerle, Berlin’deki Müslüman toplumun sosyal dokusunu oluşturuyor.
Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin başkenti olmasa da, Köln, Müslüman topluluklar için sembolik bir öneme sahip. Almanya’daki en büyük İslami kuruluşların (DİTİB gibi) genel merkezlerine ev sahipliği yapan Köln’de, 40’a yakın cami bulunuyor.
Köln Merkez Camii: Modern mimarisiyle sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda şehrin yeni simgelerinden biri haline gelen bu yapı, Almanya’daki cami estetiğinin zirvesi olarak kabul ediliyor.
Şehir bazında Berlin öne çıksa da, eyalet bazında Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) açık ara lider konumda. Düsseldorf, Duisburg ve Essen gibi şehirlerin birbirine yakınlığı, bu bölgeyi Almanya’nın en yoğun Müslüman nüfuslu ve en çok camili eyaleti yapıyor. Özellikle Duisburg’da bulunan Merkez Camii, bir dönem Almanya’nın en büyük camisi unvanını taşıyordu.
Almanya’daki camiler artık sadece “ibadet edilen yerler” değil. 2026 projeksiyonunda bu yapılar:
Kültür Merkezi: Gençler için eğitim ve sosyal aktivite alanları.
Entegrasyon Noktası: Alman komşularla diyalog kurulan “Açık Cami Günleri”nin merkezi.
Yardımlaşma Köprüsü: Sosyal yardım ve danışmanlık hizmetlerinin verildiği kurumlar olarak işlev görüyor.
Gazeteci Notu: Almanya’da cami sayısının artışı, sadece dini bir ihtiyaç değil; aynı zamanda Türk ve Müslüman toplumunun bu ülkede kalıcı olduğunun ve “burayı yurt edindiğinin” mimari bir kanıtı olarak okunuyor.